Editörün Önsözü: Nevrotik Tarzlar

 

Psikanaliz/Psikoloji dizimizin onüçüncü kitabı olarak David Shapiro’nun Nevrotik Tarzlar’ının Türkçe çevirisini yayınlıyor olmaktan ayrı bir kıvanç duyuyorum. Çünkü bu kitap hem psikanaliz tarihinde klasikleşmiş, oldukça önemli bir kitap, hem de David Shapiro, New York’ta New School for Social Research’te klinik psikoloji doktorası yaptığım yıllardan benim hocam, süpervizörüm, tez danışmanım, halen dostum; kısaca klinik psikolog / psikoterapist olma yolculuğumda bana omuz vermiş en önemli üç ustamdan biri.[1]

Bu kitap David Shapiro’nun Türkçe’deki ilk kitabı olduğu için bu önsözü onun yaşam öyküsünü içerek şekilde yazmak istedim.[2]

David Shapiro, New York’ta büyür ve New York’un en önde gelen (fen) lisesi Stuyvesant High’a gider. O sıralar fizik ve kimya ile ilgilidir. Lise son sınıfta aile Los Angeles’e taşınır ve Shapiro UCLA’e (University of California at Los Angeles) başlar. Lisans döneminde ana dal olarak önce fizik, sonra matematik ve en sonunda felsefeyi seçer. Üniversite yıllarında solculuğa bulaşır ve 1945 yılında, 2. Dünya Savaşı’nın bitiminde mezun olur. Kısa bir süre o sırada sürgünde Los Angeles’te olan Alman Eleştirel Kuram okulundan felsefeciler Horkheimer ve Adorno’nun yürüttüğü Institute for Social Research’te çaylak editör olarak çalışır. Yavaş yavaş psikanalize olan ilgisi artmaya başlar ve önce solcu bir analist olan Alexander Wolf’un “grup psikanalizi”ne gider. Danışan olarak yaşadığı bu deneyim çok ilgisini çeker ve hoşuna gider. Bazı temel psikoloji derslerini alıp, University of Southern California’da klinik psikoloji doktora programına başvurup kabul alır. Savaş sonrası yıllarda psikolojik olarak örselenmiş ABD’li eski askerlerin psikolojik hizmet taleplerinin çok artmış olduğu yıllardır ve klinik psikoloji programları hızla büyümektedir.

Shapiro, kendisi Marksist olduğu için önce Marksist-psikanalist Wilhelm Reich’a ilgi duyar. Dediğine göre kısa sürede Reich’ın Marksist yanını pek değerli bulmaz, ama başyapıtı Character Analysis çok ilgisini çeker. İlk analizine o sıralarda analiz eğitiminde olan bir klinisyen ile başlar (öğrenciyken ücretsiz, mezun olunca ücretli). Doktora sürecinde Southern California VA Hastanesi’nde devlet memuru psikolog olarak çalışmaktadır. 1949 yılında ABD’nin meşhur McCarthy dönemi[3] Shapiro’yu da bulur ve Komünist Parti üyesi olduğu için işine son verilir. Neyse ki doktorasını bitirmeye az zaman kalmıştır. Doktorayı bitirdikten sonra bir vakıf psikiyatri kliniğinde klinik psikolog olarak terapi yapmaya başlar. Psikanaliz alanında kendini geliştirmek ister ama o sıralarda ABD’de tıp kökenli olmayanların psikanaliz enstitülerine kabul edilmeleri mümkün değildir.

Los Angeles’a ara sıra seminer vermeye gelen ünlü analist David Rapaport’la tanışır, onun aracılığıyla Batı Massachusetts’te küçük bir psikanalitik hastane olan Austen Riggs Merkezi’nden haberdar olur, 1952’de orada çalışmaya başlar. Austen Riggs, Shapiro için bir eğitim cennetidir. Austen Riggs, o dönemde ABD’de psikanaliz içinde egemen olmaya başlamış olan Ego Psikolojisi ekolünün ana mutfaklarından biridir. Kadroda Erik Erikson, David Rapaport, Margaret Brenman, Robert P. Knight gibi isimler vardır. Bütün bu isimlerle çalışıp, süpervizyon alma imkânı bulur. Analistlerin Merkez dışında çalışması, özel hasta görmesi yasaktır. McCarthy dönemi devam etmektedir ve FBI Austen Riggs’e Shapiro’yu sorgulamaya gelir. Shapiro, sorguda başhekim Dr. Knight’ın da bulunmasını ister. FBI, Shapiro’dan Komünist Parti üyesi isimler vermesini ister, Shapiro reddeder; Dr. Knight Shapiro’yu destekler, FBI geri çekilmek zorunda kalır.

Austen Riggs’in Shapiro’ya en önemli katkılarından biri psikolojik testler, özellikle de Rorschach Mürekkep Lekesi testi konusunda uzmanlaşma imkânı vermesidir. İleride Nevrotik Tarzlar kitabında kuramsallaştıracağı karakter psikopatolojisi üzerine ilk düşüncelerini bu çalışmalar sırasında geliştirir. İlk analizini yetersiz bulan Shapiro, ikinci kez analize başlamak ister. Almanya ve felsefe kökenli, Reich’ın analizanı bir analist olan Hellmuth Kaiser ile ikinci analizine başlar. Öncesinde Rapaport tarafından Kaiser’in yeterince ortodoks olmadığı yönünde uyarılmıştır. Shapiro, Kaiser’in analiz tarzını çok etkileyici bulur. Analizde ne söylendiğinden çok kimin nasıl söylediğine yöneltilen dikkate çok değer verir. Shapiro bu deneyimi sonradan kendi katkısının Ego Psikolojisi ekolü içinde erken-dönem-Reich ve Kaiser çizgisinin geliştirilmiş hali olduğunu belirterek anacaktır.

Shapiro, 1960’da tekrar Kaliforniya’ya döner ve özel ofisinde terapi yapmaya başlar. Bu sırada Nevrotik Tarzlar’ı yazar. Kitap 1965’te yayınlanır ve ilk baskısından itibaren büyük ilgi görür.[4] Shapiro bu kitapta, değişik nevrotik durumların (örn. obsesif, paranoid, histerik, itkisel, mazoşist vb.) düşünme ve eyleme biçimlerini, tarzlarını ve öznel yaşam özelliklerini ele alır. Kitabın temel önermesi, bütün nevrotik belirti ve özelliklerin kişinin karakterinin bir ürünü olduğu ve bu yüzden karakter yapısının bütününden bağımsız bir nevroz kavramsallaştırmasının mümkün olamayacağıdır. Shapiro’ya göre bilinç alanına girmesine izin verilmeyen sadece belli anılar ya da arzular değildir; aynı zamanda karakter tarzının bütününe dair ciddi kısıtlılıklar söz konusudur. Bu bakış açısı, genel olarak Ego Psikolojisi ekolü içinde sayılabilirse de döneminde egemen olan Ego Psikolojisi anlayışına göre çok daha az ortodokstur; klasik psikanaliz açısından bakıldığında ise iyice psikanaliz dışında görülebilir. Nevrotik Tarzlar, egemen / resmi psikanalitik paradigmanın dışından söz kurmasına rağmen, nevrotik öznelliği çok zengin bir şekilde tarifleme kapasitesi nedeniyle çoğu psikanalistin ve psikanalize kulak kabartan psikoterapistlerin ilgisiz kalamayacağı bir kitap olagelmiştir.

Shapiro, 1981’de yayınladığı ikinci kitabında katı karakter yapısıyla özerklik ilişkisini ele alır.[5] Nevrotik karakteri temelde öznelik ve özerklik kapasitesi yeterince gelişememiş bir yapı olarak tartışır. 1989’da yayınladığı üçüncü kitabında ise ilk ikisinde ayrıntılı olarak tanımladığı değişik nevrotik karakter tarzlarına sahip insanlarla psikoterapinin nasıl olabileceğini anlatır.[6] Shapiro’ya göre terapi malzemesi artık bilinçdışı çatışmaların anlatısı ve onun türevleri olmaktan çok, kişinin bu anlatısını kurarken bütünsel karakter dinamikleri bağlamında ne yaptığı, ne eylediği, nasıl bir etkinlik modu sergilediğidir. Terapi ilişkisinde danışanın bu eylemselliğine (konuşma da bir eylemdir) dair farkındalık kazanması ve bu yolla öznelik / özerklik kapasitesinin artması amaçlanır. Bu nedenle Shapiro’nun terapi yaklaşımında şimdi-ve-burada merkezi bir konumdadır.

Shapiro, 1960-89 arasında Kaliforniya’da temel olarak özel terapist olarak çalışmıştır. Bu 30 yıla 3 kitap sığdırmış, zaman zaman üniversitelerde kısmi zamanlı dersler veya süpervizyonlar vermiş ama tam zamanlı akademisyen olmayı tercih etmemiştir. Ta ki 1989 yılında, 63 yaşındayken, New York’taki New School for Social Research’ün klinik psikoloji doktora programına önce yarı zamanlı, hemen sonra da tam zamanlı akademisyen olarak başlayana kadar.

Şimdi bu satırları yazarken fark ediyorum ki ben Shapiro’yla 1992 yılında doktoraya başladığımda tanıştığımda 66 yaşındaymış ve bende hiç de 66 yaşında izlenimi bırakmamış. 1999 yılına doktoramı tamamlayana kadar kendisiyle çok yakın plan çalışma imkânı buldum. Hem hocam, hem süpervizörüm, hem program direktörüm, hem de tez danışmanım oldu. Her zaman çok dinç, çok genç, çok keskin algılı, zeki ve empatik, esprili ve paylaşımcı, dünya ve politikayla ilgiliydi. Hayatımın en büyük şanslarından biridir kendisiyle çalışabilmiş olmak. Ve aynı bu cümleyi kurabilecek New School’da Shapiro tarafında yetiştirilmiş birkaç yüz klinik psikolog vardır.

Shapiro, meslek hayatının son yoğun dönemini, 15 yıl kadar New School’da geçirdi. Tam zamanlı akademisyenlik yaptı, bolca süpervizyon verdi, terapist yetiştirdi ve aynı zamanda özel ofisinde az sayıda danışanla terapi yapmayı sürdürdü. 2000 yılında şimdilik son kitabını yayınladı.[7] Bu kitabında kendi teorik çerçevesinde karakter patolojilerinin izini nevrozun ötesinde psikoz alanında da sürdü. 80 yaşında tam zamanlı akademisyenliği bıraktı ama, oldukça aktif bir “emekli” hayatı sürmeye devam ediyor. Her dönem bir grup süpervizyonu dersi vererek, az sayıda da olsa terapi danışanı görerek ve bolca yazarak. Bugün 91 yaşında ve Shapiro hala bunları yapmaya devam ediyor. İmrenilecek bir durum.

2011 yılında birkaç yıldır Shapiro’nun da işbirliği ile eski öğrencileri ve meslektaşları tarafından hazırlanan, onun için olabilecek en güzel emeklilik hediyesi yayınlandı.[8] Bu kitapta aralarında Herbert J.Schlesinger, Paul L. Wachtel, Sidney J. Blatt, Louis A. Sass, Morris N. Eagle, Mardi J. Horowitz gibi dev isimlerin de yer aldığı on iki yazar Shapiro’nun kitaplarında sergilediği görüşleri farklı perspektiflerden ele alarak değerlendiriyorlar. Her bölümün sonunda Shapiro onlara cevap veriyor. Sonra onlar da Shaipro’ya cevap veriyorlar. Böylece Shapiro’nun psikanalitik psikoterapi alanına katkıları çerçevesinde oldukça canlı ve dolgun bir tartışmayı izlemiş oluyoruz.

Elinizdeki Nevrotik Tarzlar kitabı, Shapiro’nun ilk ve en çok bilinen, psikoterapi alanını en çok etkilemiş kitabı. Türkiye’de de bu alana katkı sağlamasını diliyorum.

Özenli çevirisi için Uzm. Psk. Şehnaz Layıkel’e, redaksiyon emekleri için Uzm. Psk. İlknur İnci ve Psk. Zeynep Kızılkaya’ya çok teşekkür ederim.

 

 

Yrd. Doç. Dr. Murat Paker

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları Psikanaliz/Psikoloji Dizisi Yayın Yönetmeni

 

 

Nisan 2017

 

 

[1] Klinik psikoloji / psikoterapi kariyerimin babası David Shapiro; annesi Boğaziçi yıllarımdan hocam /  süpervizörüm sevgili Güler Fişek hocamdır; deyim yerindeyse “dayısı” ise Stephen Mitchell’dır. Mitchell’ın üç önemli kitabını bu diziden yayınlamıştık. Babanın ilk kitabı elinizde. Ananın kitabı ise yayına hazırlanıyor. 😊

[2] Shapiro’nun özyaşamsal bilgilerini büyük ölçüde 2011 yılında kendisi için yayınlanan kitaptaki kendisinin kaleme aldığı bir bölümden aldım: Shapiro, D. (2011). Autobiographical notes. C. Priers (Der.), Personality and Psychopathology: Critical Dialogues with David Shapiro içinde (s. xi-xxi). New York: Springer.

[3] 1947-56 yılları arasında ABD’de senatör Joseph McCarthy öncülüğünde yürütülen “komünist cadı avı.” Patolojik derecede anti-komünist olan McCarthy ve onu izleyenler sayesinde hiçbir kanıta ihtiyaç duymadan, sadece duyumlar, ihbarlar ve hezeyanlar temelinde binlerce ABD yurttaşı “komünist”, “vatan haini” ve “Sovyet ajanı” olarak suçlanmış ve işlerini kaybetmiş, yüzlercesi cezaevine konmuştur. McCarthy döneminin Türkiye için oldukça aşina bir uygulama olduğu söylenebilir.

[4] Shapiro, D. (1965). Neurotic Styles. New York: Basic Books. (Bu kitap şimdiye kadar İtalyanca, İspanyolca, Almanca, Fransızca, Romence ve Kastilyaca dillerine çevrilmiştir).

[5] Shapiro, D. (1981). Autonomy and Rigid Character. New York: Basic Books. (Şimdiye kadar Rusça’ya çevrilmiştir).

[6] Shapiro, D. (1989). Psychotherapy of Neurotic Character. New York: Basic Books. (Şimdiye kadar İtalyance ve Japonca’ya çevrilmiştir).

[7] Shapiro, D. (2000). Dynamics of Character. New York: Basic Books. (Şu ana kadar Rusça’ya çevrildi).

[8] Priers, C. (Der.) (2011). Personality and Psychopathology: Critical Dialogues with David Shapiro. New York: Springer.

 

***

 

Kitabın Künyesi

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Psikanaliz/Psikoloji Dizisi: 13

 

Dizi Yayın Yönetmeni:    Murat Paker

Bu kitabın:

Editörü:                  Murat Paker

Özgün Basım:         1965

Türkçe Çeviri:         Şehnaz Layıkel

Düzelti:                   İlknur İnci, Zeynep Kızılkaya

Yayın Yılı:               2017

 

 

Arka Kapak için:

 

David Shapiro, psikanalizin ego psikolojisi ekolünden ve de W. Reich’tan esinlenerek psikopatolojiye ve psikoterapiye özgün bir karakterolojik yaklaşım geliştirmiş ABD’li bir klinik psikolog / psikoterapisttir. İlk olarak 1965 yılında yayınlanmış ve kısa sürede modern bir klasik haline gelmiş olan Nevrotik Tarzlar kitabında Shapiro, dört ayrı nevroz tarzına (obsesif-kompulsif, paranoid, histerik ve itkisel) ait düşünüş, hissediş ve davranış özelliklerinin oldukça kapsamlı ve çarpıcı bir değerlendirmesini yapmaktadır. Kitabın temel önermesi, bütün nevrotik belirti ve özelliklerin kişinin karakterinin bir ürünü olduğu ve bu yüzden karakter yapısının bütününden bağımsız bir nevroz kavramsallaştırmasının mümkün olamayacağıdır. Shapiro’ya göre bilinç alanına girmesine izin verilmeyen sadece belli anılar ya da arzular değildir; aynı zamanda karakter tarzının bütününe dair ciddi kısıtlılıklar söz konusudur. Bu bakış açısı, genel olarak Ego Psikolojisi ekolü içinde sayılabilirse de döneminde egemen olan Ego Psikolojisi anlayışına göre çok daha az ortodokstur; klasik psikanaliz açısından bakıldığında ise iyice psikanaliz dışında görülebilir. Nevrotik Tarzlar, egemen / resmi psikanalitik paradigmanın dışından söz kurmasına rağmen, nevrotik öznelliği çok zengin bir şekilde tarifleme kapasitesi nedeniyle çoğu psikanalistin ve psikanalize kulak kabartan psikoterapistlerin ilgisiz kalamadığı bir kitap olagelmiştir. Bu çalışma, psikanalitik psikoterapiyle ilgili herkesin nevrotik öznelliğe dair çok şey öğrenebileceği bir eser niteliği taşımaktadır.

 

Murat Paker

 

 

 

Özyaşam:

 

David Shapiro, New York’ta büyüdü; 2. Dünya Savaşı’nın bittiği yıl, 1945’te mezun olduğu UCLA’de (University of California at Los Angeles) fizik, matematik ve felsefe okudu. University of Southern California’da klinik psikoloji doktorası yaptı. McCarthy döneminde Komünist parti üyesi olduğu için devlet hastanesindeki işini kaybetti. 1952-60 döneminde Massachusetts’te küçük bir psikanalitik hastane olan Austen Riggs Merkezi’nde Erik Erikson, David Rapaport, Margaret Brenman, Robert P. Knight gibi isimlerle birlikte çalıştı, onlardan süpervizyon aldı. 1960-89 döneminde Kaliforniya’da özel terapistlik yaptı, kısmı zamanlı ders / süpervizyon verdi ve üç kitap yazdı: Neurotic Styles (1965); Autonomy and Rigid Character (1981); Psychotherapy of Neurotic Character (1989). 1989-2005 arasında New York’ta New School for Social Research’ün klinik psikoloji doktora programında tam zamanlı akademisyen olarak çalıştı ve danışan görmeye devam etti. 2000 yılında şimdilik son kitabı olan Dynamics of Character yayınlandı. David Shapiro, New York’ta (ve Massachusetts’te) ders vermeye, danışan görmeye ve yazmaya devam etmektedir.

 

***

 

Dizi No 13

(2017). Nevrotik Tarzlar (David Shapiro) (çev. Şehnaz Layıkel)

Özgün Eser: David Shapiro (1999). Neurotic Styles. USA: Basic Books.

İçindekiler ve Önsöz

David Shapiro, psikanalizin ego psikolojisi ekolünden ve de W. Reich’tan esinlenerek psikopatolojiye ve psikoterapiye özgün bir karakterolojik yaklaşım geliştirmiş ABD’li bir klinik psikolog / psikoterapisttir. İlk olarak 1965 yılında yayınlanmış ve kısa sürede modern bir klasik haline gelmiş olan Nevrotik Tarzlar kitabında Shapiro, dört ayrı nevroz tarzına (obsesif-kompulsif, paranoid, histerik ve itkisel) ait düşünüş, hissediş ve davranış özelliklerinin oldukça kapsamlı ve çarpıcı bir değerlendirmesini yapmaktadır.

Kitabın temel önermesi, bütün nevrotik belirti ve özelliklerin kişinin karakterinin bir ürünü olduğu ve bu yüzden karakter yapısının bütününden bağımsız bir nevroz kavramsallaştırmasının mümkün olamayacağıdır. Shapiro’ya göre bilinç alanına girmesine izin verilmeyen sadece belli anılar ya da arzular değildir; aynı zamanda karakter tarzının bütününe dair ciddi kısıtlılıklar söz konusudur. Bu bakış açısı, genel olarak Ego Psikolojisi ekolü içinde sayılabilirse de döneminde egemen olan Ego Psikolojisi anlayışına göre çok daha az ortodokstur; klasik psikanaliz açısından bakıldığında ise iyice psikanaliz dışında görülebilir.

Nevrotik Tarzlar, egemen / resmi psikanalitik paradigmanın dışından söz kurmasına rağmen, nevrotik öznelliği çok zengin bir şekilde tarifleme kapasitesi nedeniyle çoğu psikanalistin ve psikanalize kulak kabartan psikoterapistlerin ilgisiz kalamadığı bir kitap olagelmiştir.

Psikanalitik psikoterapiyle ilgili herkesin nevrotik öznelliğe dair çok şey öğrenebileceği bir eser.

Murat Paker

No Comments

Post a Comment